Prangalar

tarafından Ceyhun Özdemir

Bundan yıllar yıllar önce, aslında çok da eski olmayan bir dönemde kölelik sistemi varmış. İnsanlar, efendi ve köle olarak ikiye ayrılırmış. Hatta Hindistan gibi bazı topluluklarda kast sistemi ile farklı gruplar daha sisteme ekleniyormuş. Köleler alınır, satılır ve hatta miras kalabilirmiş. Tüm bu anlattıklarım ne kadar çağ dışı değil mi? İnsanların çoğunluğu aslında uzun bir dönem sadece bir obje gibi kullanılmış. Geçmiş zaman köleliğine bakıp hemen özgür olduğunuzu düşünmemenizi tavsiye ederim. Çünkü birazdan yazacaklarım belki sizi rahatsız edebilir. Ancak ne yapabilirim? Bu dönem bunları düşünüyorum ve sizlerle düşündüklerimi paylaşmak isterim.

Basit bir örnek ile başlamak istiyorum. Kölelerin ayaklarından pranga denilen ağır zincirler olurmuş. Amacı ise efendisinin yanında çok fazla uzaklaşmamak, daha doğrusu kaçmamak içinmiş. Çok fazla “-miş,-mış”lı geçmiş zaman kipinde yazdım. Belki de “-r, -dir” gibi kipler kullanmalıydım. O halde yavaştan geniş zaman kipine geçiş yapalım. Modern çağda hiçbirimizde bu prangalar yok. Peki gerçekten yok mu yoksa gözükmüyor mu? Yarın işinize gitmediğinizi düşünelim. Belki birkaç gün patronunuz sizi idare edecektir ancak 10 gün boyunca mazeretsiz işe gitmezseniz büyük ihtimal patronunuz işten çıkışınızı yapar. Şimdi siz ayağınızda pranga olmadığını söyleyebilir misiniz? Eğer özgür olduğunuzu düşünüyorsanız neden iş yerinize tekrar ve tekrar geri dönmek zorundasınız?

Gerçekler acıtır. Hele ki bu enflasyonist dönemde bazı gerçekler çok daha fazla görünür olur. Çünkü zengin daha zengin, fakir daha da fakir oldu. Böyle de olunca gözükmeyen prangalar birden görünür olmaya başlar. Eğer uzun süre çalışmadan ve yalnız yaşayarak aç kalmıyorsanız tebrik ederim siz özgürsünüz. Dünyadaki şanslı bir azınlıksınız. Ancak benim gibi doymak  için bir işinizin olması gerekiyorsa, acı haber şu ki; siz kölesiniz.

Tabii köleliğin de kategorileri var. Bir köle çok iyi şartlarda da yaşabilir. Bu biraz çalıştığınız iş ve kazandığınız para ile alakalı ama emin olun ki bence uçurum yok. Asgari ücretli bir işçi ve bir genel müdür düşünelim. Aralarında muhtemelen 10 kat maaş farkı vardır. Genel müdürün gösterişli olduğunu ve güzel gözüktüğü söyleyebiliriz. Çünkü daha iyi besleniyor ve daha iyi evlerde yaşıyor. Ancak o genel müdür işini kaybederse, bir süre sonra o da aç kalacak. Ona pasif gelir getirecek bir evi yok. Bir ev alabilmesi için birikim yapabiliyorsa tahminen 10 yıl çalışması gerekiyor. Ayrıca yaşam standardı yüksek olduğu için o kadar kolay birikim de yapamayabilir. Çünkü size pasif gelir getirecek ev fiyatları o kadar yükseldi ki emek harcayarak bir ev alamaz duruma geldik.

Emekçilik ucuzladı. Bir tarafta İstanbul’da 3 evi olan birini düşünelim. Hiçbir okulda okumamış ve babasından kalmış. Bu kişi, evlerin kirası ile hiç çalışmadan geçinebilir. Ancak 10 asgari ücret maaşı olan, ailesinden miras kalmamış, en iyi okullarda okumuş, yıllarını emek ile harcamış bir genel müdürü düşünelim. Bu kişi, işini kaybederse ona pasif gelir getirecek hiçbir varlığı yok. Bir süre birikimlerini harcar ancak mutlaka iş hayatına geri dönmek zorunda.

Bana diyebilirsiniz ki, genel müdür ile asgari ücretli işçi arasında uçurum var. Yaşam standartları açısından demiyorum, özgürlük açısından aralarında uçurum olmadığını söylüyorum. İşte enflasyonun bu kadar yüksek olması efendilik ve köleliği bu kadar net yüzümüze vuruyor. Kölelikten efendiliğe geçmek için hepimiz emek harcıyoruz. Hepimizin hayali rahat bir emeklilik hayatı sürebilmek ama yarın bir işe gitmek zorundaysanız özgür değilsiniz.

Başka sorular da var. Örneğin, kölelik kötü bir şey midir? Köle olarak mutlu olamaz mıyız? Bunların apayrı cevapları var. Bence köle olarak da mutlu olunabilir veya efendilik mutluluk getirmez. Şu an için geçerli olan bir farkındalık yazısı yazmak istedim. Ben bu durumu farkettikten sonra genel müdürün benden üstün olmadığını veya asgari ücretli bir emekçiden üstün olmadığımı anladım. Hiçbir şeyin değişmediğini sadece şekil değiştirdiğini anladım. Emekçiler olarak hepimizin büyük bir saygı hakettiğini anladım. Köleyiz ancak bu dünya bizim emeklerimiz ile gelişti.

Son cevapsız sorular. Cevapları sizde. Peki, prangalar sadece ayağımızda mı? Finansal özgürlük haricinde kalbimizde, aklımızda manevi prangalar yok mu? Aşk bir pranga mıdır? Prangasız insan mı var? İnsan dediğin zaten köle mi? Neden kulluk aslında kölelik demekti? Zincirler kimin elinde? Zinciri kırmak mümkün mü ki? Kölelik aslında bir şeref miydi?

 

Diğer Yazılar

9 yorumlar

fahri sarrafoğlu 14 Ağustos 2022 - 17:25

Canım kardeşim emeğine sağlık ..kalemine sağlık..ruhu da özgür olmak dileği ile .İnşallah bedenimizle beraber ruhlarımız da geride kalmaz özgür oluruz.

Reply
Ceyhun Özdemir 14 Ağustos 2022 - 19:45

İnşallah abicim. Hür olalım ☺️

Reply
Kadir Korkmaz 14 Ağustos 2022 - 18:59

Ben 10x asgari ücret alan genel müdür ile asgari ücretli arasında büyük fark olduğunu düşünüyorum:

Asgari ücretlinin tek başına birikim yapabilmesi çok zor. Dişini sıkıp az buçuk birikim yapabilse bile bu birikimle kendine büyük şehirden ev alabilmesi uzun zaman alabilir. Günümüzde küçük birikimler yapabilen birisinin kendisini enflasyona karşı koruması mümkün değil ve bundan dolayı asgari ücretlinin birikimleri ufak ufak eriyecek. Asgari ücretli kredi çekip ev almak istese bile muhtemelen daha uzun vadeli kredi alabileceği için bu kararı onu daha uzun süre asgari ücretli olarak çalışmaya zorlayacaktır.

10x asgari ücret alan genel müdür gelirini iyi yönetebilirse daha erken zamanda ev sahibi olabilir. Ayrıca alacağı krediyi asgari ücretliye kıyasla daha düşük masraflı alabilir(düşük risk primi ve kısa vade süresinden dolayı).

Sadece asgari ücret geliri olan olan birisi karnını doyurmaktan başka bir şey düşünemez çünkü 8 saat makina gibi çalıştıktan sonra uyumaktan başka bir şeye dermanı kalmaz ama 10x asgari ücret alan genel müdür şartlarını iyileştirmek için yatırım yapabilir (zaman ve parasını kullanarak).

8 saat çalışan asgari ücretli de azdır diye düşünüyorum. Tahminimce insanların büyük çoğunluğu 10, 12 saat çalışıyor (yolu ve yasal olmayan ekstra zamanı hesaba katarsak)

Özgürlük de demokrasi gibi bir ideoloji. Toplumlar özgür olduklarını ve demokratik ülkelerde yaşadıklarını düşünüyor. Bu düşüncelerin mantıksal olarak bir açıklaması yok, sadece öyle olduğunu düşünmeleri isteniyor ve sağlanıyor.

Vatandaş ihtiyaç olduğunda çalıştırmak, tükettirmek ya da rıza sağımı yapmak için yetiştirilen bir şey, tıpkı hayvan besleyenlerin inek ve koyunları yünü, sütü ve peyniri için beslemesi gibi.

Günün sonunda herkes ne yaparsa kendi rızasıyla yapıyor ya da yaptığı şeyi kendi rızasıyla yapması sağlanıyor bu sebeple kölelikten bahsetmek zor bence :)

Reply
Ceyhun Özdemir 14 Ağustos 2022 - 19:42

Asgari ücretlinin senin de bahsettiğin gibi ev alabilmesi imkansız. Genel müdürün ise finansal özgürlüğe en basit haliyle ulaşması için 2 ev alması gerekiyor. Birinde kendi oturacak, diğerini kiraya verecek. Farazi örnek verelim. Şu an İstanbul’da merkez ilçelerden uzak yerde sıradan bir ev 1.5m. 10 yıllık kredi şu an için en düşük faizle aylık bedeli 25.000. Maaşı ise 55.000 diyelim. 30.000 harcasın çünkü çocuklarını özel okulda okutmak gibi temel giderleri olacaktır. Genel müdürün giderleri yüksek olabilir. Lüks yaşayabilir. Refah seviyelerini değil, özgürlüklerinden bahsediyorum. Yani genel müdür 20 yıl sonra 2 ev sahibi olup işini bırakırsa aylık 8.000 pasif gelir ile düşük bir finansal özgürlüğü oluyor. Kısacası 20 yıl daha köle olarak kalacak. Yaşı da çoktan geçmiş olacak.

Tabii burada finansal analiz yapmıyoruz. Çok basit akıl yürütme yapıyoruz. Zaten bir sürü parametre var. Ondan da öte kaç tane genel müdür var. Uç bir örnek vermiş olabilirim. Çalışanların çoğu 4x asgari ücreti geçemiyor. Asıl bahsetmek istediğim ünvanı ne olursa hatta genel müdür bile olsa, İstanbul’da ailesinden kalmış 3 evi olan 20 yaşında genç birisi finansal olarak hepsinden daha özgür. Bu genç arkadaş herhangi bir işte çalışıyor da olabilir. Ancak istediği zaman “ben artık çalışmayacağım.” deyip kapıyı kapatıp gidebilir iş yerinden. Fakat finansal özgürlüğü olmayan genel müdür bunu yapamaz. Yapsa bile ertesi gün yeni bir iş aramaya başlar.

Doğru. Herkes kendi rızasıyla işte çalışıyor. İsterse iş yerlerini değiştirebilirler. Ancak çalışmaya mecburuz. Çünkü bir süre sonra gelirin sıfırlanınca temel giderlerini karşılayamıyorsun. Çalışmaya geri dönmek zorundayız, prangamız var. Şeklimiz köleye benzemiyor, daha tokuz, daha konforluyuz. Bu konuda haklısın ancak yarın pazartesi ve işe dönmeye de mecburuz. Değişen tek şey şekiller. Düzen aynı düzen.

Reply
Kadir Korkmaz 15 Ağustos 2022 - 00:34

Yazdıkların üzerinde düşünürken ilginç bir nokta dikkatimi çekti: senin özgür insan olarak değerlendirdiğin kişilerin (çalışıp 2 ev alacak kadar birikim yapan müdür ya da babasından 3 daire kalmış kişi) özgür olabilmesi için birilerinin köle olması gerekiyor. Her iki örnekte kişilerin çalışmadan geçimlerini sürdürebilmeleri için onların mülkünü kullanma karşılığında birilerinin onlara kira ödemesi gerekiyor. Kira ödemesi yapan kişiler muhtemelen evi olmayan ve ev alabilmek için maaş karşılığı çalışan kişiler olacak.

Bu gözlemi yaptıktan sonra, yaptığın özgürlük tanımının çok yanlış olduğunu düşünmeye başladım. Yaptığın özgürlük tanımı şöyle: “Eğer uzun süre çalışmadan ve yalnız yaşayarak aç kalmıyorsanız tebrik ederim siz özgürsünüz.”

Köle ürettiği değerden hiç faydalanamaz çünkü ürettiği değer efendisi hesabınadır. Ama efendisi köleye ürettiği değerden bir pay vermek zorundadır(efendinin rasyonel olduğunu varsayıyorum). Bu pay kölenin temel ihtiyaçlarını (yeme, içme, barınma ve giyinme) sağlayacak kadar bir pay. Eğer efendi köleye bu asgari payı vermezse, efendi gelecekte kölenin onun hesabına üreteceği değeri kaybeder (köle açlıktan, soğuktan ya da yorgunluktan ölür).

Köle Tanımı: Köle ürettiği değerden faydalanmayan, efendisi hesabına çalışan ve efendisinin uygun gördüğü zamanda efendisinin uygun gördüğü işi yapan kişidir.

Günümüzde asgari ücret karşılığı çalışmak bence bir çok yönüyle köleliğe benziyor: Kişi ürettiği değeri işvereni adına üretiyor ve karşılığında aldığı asgari pay ile yaşamını idame ettiriyor. Asgari pay ise işçinin temel ihtiyaçlarını giderecek para olarak belirleniyor. Yani işçi ürettiği değerin sahibi değil ve ürettiği değerden büyük ölçüde işvereni faydalanıyor. Ayrıca, işçi işvereni ne zaman ne isterse yapmak zorunda.

Senin yazında düşündüğün şekilde, pasif gelir getiren mülkü olanlar özgür değiller: Onlar sadece eskinin köleleri yeninin köle efendileri çünkü onlar birilerinin ürettiği değeri kullanarak çalışmadan yaşayan kişiler ya da köle sahipleri, parazitler. Bence pasif gelir getiren mülk özgürlüğün anahtarı olamaz.

Yukarıda yaptığım kölelik tanımından yola çıkarsam özgürlüğü şu şekilde tanımlayabilirim: Özgür kişi kendi hesabına çalışan, emeğinin meyvesinden tamamen faydalanan, ve uygun gördüğü zamanda uygun gördüğü işi yapan kişidir.

Benim tanımımda çalışma özgürlüğün merkezinde ve özgürlük için kendi hesabına çalışmak olmazsa olmaz çünkü insan temel ihtiyaçlarını gidermek için çalışmak zorundadır. Kişi hayatta kalabilmek için kendisi adına çalışabilir ya da onun yerine çalışacak birilerini bulabilir. İkinci durumda kişi kendisini köle efendisi yapmış olur. Benim görüşüm başkalarını köleleştirerek tam özgürlüğün elde edilemeyeceği yönünde.

Yani, yazıda iddia ettiğinin aksine “Özgür insan kendi adına çalışan ve ihtiyaçlarını kendi emeğiyle gideren insandır” diyorum.

Not: Bahsettiğim anlamıyla (kendi adına çalışabilmek için) özgür olabilmek kişinin kullanabileceği toprağa ihtiyacı var (tarım yapmak ya da toplayıcılık yapmak için). Günümüzde toprak birilerinin mülkü ve kira ödemeden ya da sahip olmadan kullanılamıyor. Toprağın mülkiyetinin elde edilmesi konusu tartışmalı ve yasalarla açıklanabilmiş değil.

Reply
Levent 27 Ağustos 2022 - 09:24

Emekli olmama az kaldığı için yeni hobiler edinmek adına biraz araştırma yaparken sitenize rastladım. Elinize sağlık…

Reply
Melisa 6 Eylül 2022 - 13:26

Çok güzel anlatım

Reply
Şule 13 Eylül 2022 - 13:53

Bana göre kölelik bir şeref değil. öyle olsa prangalardan bu kadar şikayet etmezdik. Verdiğiniz örnekte genel müdür 10 yılda pasif gelir imkanı yaratabilir ama kölenin çoğu zaman böyle bir hakkı şansı yok. Kölelik insan onuruna yapılan bir hakarettir ve hiçbir kölenin -zengin dahi olsa- mutlu olacağına inanmam. Geçmiş zamanlarda savaşlarda ganimet olarak köleleştirilip bir “efendiye” satılmış 12 yaşında bir kız çocuğu, modern kölelik dediğiniz aç ama özgür, her gün tecavüze uğramayan bir birey olmayı tercih ederdi. Lütfen köleliliği sevimli göstermeye çalışmayın. Bunlar benim şahsi görüşlerim. Sizin kadar pozitif ruh halinde olmayı çok isterdim.

Reply
Enes Tektaş 26 Eylül 2022 - 09:35

Yazı için teşekkürler, çok güzel bir anlatım.

Reply

Bir Yorum Yazın