Cafcaf

tarafından Ceyhun Özdemir

Dostlarım, itirafım var! Cafcaflı sözler artık beni etkilemiyor dostlar. Hatta çok konuşan insanlardan uzaklaşır oldum bu aralar. Karşıma biri geçtiği zaman artık onun ne söylediğine değil, gözlerine ve kalbine bakıyorum. Bir ışık, bir parıldama yoksa ne anlatırsa boş geliyor. Bir hatıramı paylaşayım sizinle. Falanca biri geliyor ve başlıyor anlatmaya; şöyle başarılı oldum, şöyle para kazandım, böyle zekiyim. Ben ise gülümseyip tek bir soru soruyorum. İnsanlık için ne yaptın onu söyle? Kendin için yaptığın hiçbir şeyin önemi yok. Mum olsan ne fayda! Asıl mesele yanıp etrafını aydınlatmakta. Bu yüzden kimse bana zeka seviyesiyle gelmesin artık. IQ seviyen 3 haneli olabilir. Cebindeki para ise 6 haneli. Hani o zaman insanlığa faydan! Ne için yaşıyorsun sen? Ne ürettiğin önemli şu dünyada. Ne kadar dolu olduğun beni alakadar etmez! Kısacası gözleriyle beni yıkan insan arıyorum canlar. Sözleriyle yıkıcı olan değil.

Çok sorular sordum şu hayatta. Ne aradıysam sadece suskunlukta buldum. Dünyadaki en büyük zevkin ise iddaasızlık ve yorumsuzlukta saklı olduğunu öğrendim ve insanların tüm sorunlarının aslında tek bir nedenden dolayı kaynaklandığı öğrendim; iddaa etmek. Biri kendi düşüncesinin en üstün olduğunu iddaa ediyor, diğeri şunları şunları yapınca mutlu olacağını iddaa ediyor. Yok öyle bir kural. Mutluluğun kuralı diye bir şey yok. Hepsi yalan! Tek mutluluk, iddaasız olmakta saklı. Hatta mutluluğa bile iddaasız olmakta saklı. Gelin size bir hikaye daha anlatayım. Büyük sultan Şems, Mevlana’dan ayrılıp Şam’a gittiği zaman Mevlana ayrılık ateşiyle âdeta tutuşur. Mevlana ona şiirler, mektuplar yazar, her yere haberler salar. En sonunda Mevlana suskunlaşır. Şems ise Mevlana’ya “Nasılsın?” diye sorduğunda aldığı tek bir kelimeden sonra tekrar Konya’ya geri döner. İşte o kelime: Hamuş! (Suskun)

Bütün savaşlarımı iddaasızlık ile bitirdim ben dostlar. Tüm savaşlarımda ne yendim, ne de yenildim. Şimdi ise çoktandır beyaz bir bayrak dalgalanır olmuş meydanda. Ne ırkı var bu bayrağın, ne de milleti. Zeytin dalı taşıyan güvercinden bahsetmiyorum. Onu bile ben öldürdüm. Sadece beyaz daha güzel geliyor gözüme. Meydanda rüzgar bile esmiyor artık. Sözlerim bitiyor dostum, sözlerim bitiyor. Sözlerim ve anlatacaklarım bittikçe nedense ben daha çok yazıyorum. Bu da böyle bir absürtlük işte. Son olarak ise; günahlarımı affediyorum, sevaplarımdan kaçıyorum.

Bu zamana kadar birilerine bir şeyler öğretme iddiasında bulunduysam ve cafcafladıysam özür dilerim.

Bir zevktir yaşıyorum vesselam. Hepsi bu!

Diğer Yazılar

Bir Yorum Yazın