Haddini Bilmek

tarafından Ceyhun Özdemir

Önemli bir konu hem de çok önemli… Genellikle siyasetçilerden ve tartışma ortamlarından “haddini bil” sözünü duyarız ancak bir kez olsun “benim haddim ne?” diye kendimize dönüp sormayız. Kısacası insanların hadlerini biliriz ama kendi haddimizi bilmeyiz. Daha doğrusu had nedir? Bakın haddini bilmek deyince alışkın olduğumuz kelime, had deyince kulağa yabancı geliyor :)

Türk Dil Kurumu sözlüğünde şöyle yazıyor; “1. Ölçü, derece. 2. Gerçek değer. 3. Bir şeyin sonu” Bana kalırsa biraz eksik kalmış. Benim için haddini bilmek, durman gereken yerde durabilmektir. Had ise durulması gereken kırmızı çizgidir. Bu çizgiyi ne kadar iyi görebilirsek o kadar ahlaklıyızdır. İnsan ilişkilerin çok önemli bir rol oynar bu kırmızı çizgi. Arkadaşınla, dostunla hatta eşinle bile geçilmemesi gereken kırmızı çizgiler vardır. Bu kırmızı çizginin ne kadar uzakta ya da yakında olması onunla olan samimiyetini gösterir ancak en samimi olduğun kişiyle bile durulması gereken çizgiler vardır. Bazı insanlar daha kapalı yaşar bu yüzden onun hakkında zor bilgi sahibi olursunuz, bazıları ise daha açık yaşar ve sizinle her şeyini paylaşır. İnsanların bu özelliğine göre yakınlaşır ya da uzaklaşırsınız. Bu yüzden samimiyet duygusu da aslında bu kırmızı çizginin uzaklığı ile alakalı. İşte bu kırmızı çizgileri önceden görüp o çizgiden öteye geçmemeye haddini bilmek diyoruz. Zor bir konu… O çizgileri görebilmemiz için olgun insan olmak gerekiyor. Ancak bu konuyu ne kadar iyi kavrarsak diğer insanlar ile olan ilişkilerimiz de o denli düzelir.

Birde konunun diğer boyutu olan sınır tanımamak var :) O kırmızı çizginin son noktasına gelip girilmemesi gereken karşı tarafa girmek var. İşte o noktada kıyamet kopuyor. Karşımızdaki ile olan tüm ilişkilerimiz o noktada zedelenir. Çünkü her insan aslında kendini güvende hissedebilmek için bu çizgiyi çizer. O çizginin içinde kendini herkesten uzakta ve özgür hisseder. Ancak siz o çizgiyi geçerseniz birden kendini güvende hissedemez, korkmaya başlar. Onun kişisel alanına attığınız her adım onu daha da güçsüzleştirir. Adeta hırsızlık gibi. İsterseniz bu kişi en yakınınız olsun. O çizginin ötesine geçmemek gerekiyor. Sanırım laubalilik de bu konuyla alakalı.

Bu konunun ne kadar önemli olduğunu umarım anlatabilmişimdir. İnsan ilişkileri boyutunda dış dünyadaki haddimizi bilmeyi anlatmaya çalıştım. Birde iç dünyamızdaki kendi kendimizin haddini bilmek konusu var ki bu daha derin ve daha güzel :) Biz kendimizi bir bütün olarak düşünüyoruz ancak bizim içimizde de zıtlıklar var. Örneğin aklımız ve kalbimiz gibi. Bu ikisinin bitmek bilmeyen mücadelesi bizi biz yapıyor. Bu yüzden sürekli bir kararsızlık ve pişmanlık durumu yaşıyoruz. İkisi de lazım ancak ikisinin de bazı konularda durması gerekiyor. Nasıl mı? Maddiyat ile ilgili ilişkilerimizde söz sahibini akıl, maneviyat ile ilişkilerimizde söz sahibini kalp yaparak. Bu öyle bir şey ki âdeta aklınız ve kalbiniz artık kavga etmeyi bitirdikten sonra birbirlerinin çalışma alanlarına hürmet edip kırmızı çizgilerini geçmemesi demek. Kısacası kendi kendimizin haddini bilmek demek. Biliyorum bu çok çok zor. Bunu yapabilmek için kendimizi her yönüyle çok çok iyi tanımak gerekiyor. Eğer yapabilirsek bir bütünlük oluşuyor. İşte o zaman gerçek biz, biz oluyoruz. İşte o zaman karakterimiz oluşuyor. Bu sebeple her insan karakterli değildir. Kendi içindeki bütünlüğü sağlayan insan karakterlidir. Zaten böyle karakterli bir insan görürseniz o konuşmasa bile sizi uzaktan etkileyebiliyor. Bunu da insanları etkilemek için yapmıyor. Küçük ve parça olan büyük ve tam olana çekilir. Newton’un evrensel kütle çekim yasası :)

Yazıp giderken ben de haddimi aşmamayayım :) Kırmızı çizgileri görmek ve aşmamak dileğiyle…

 

Diğer Yazılar

3 yorumlar

Toptan Çorap 28 Kasım 2017 - 16:03

“benim haddim ne?” güzel yerden kapı açmışsınız. kendi sınırlarımızı bilmemiz için biraz da olsa öz eleştiride yapmamız gerekiyor.

Reply
kalemiye 6 Aralık 2017 - 03:23

Ben de bu konu üzerine geçenlerde yazmıştım. Aynı hisleri taşıyan insanları görmek ne güzel! Hepimizin duyarlı olması gerek. Haddini bilmesi, haddini bildiği ölçüde başkalarını eleştirmesi gerek.

ilginizi çekerse yazım bu linkte: http://kalemiye.com/toplumsal-ahlak-sorununun-nedenleri/

Reply
Ceyhun Özdemir 6 Aralık 2017 - 20:41

Aa ne güzel :) Ahlak normlarının giderek düşmeye başladığı bu yüzyılda direnenleri görmek sevindirici :)

Reply

Bir Yorum Yazın