Pamuk Ayrımcılığı

tarafından Ceyhun Özdemir

Eşyalarımı yıkamıştım. Kuruduktan sonra ise tek tek katlayıp düzenli bir şekilde dizmeye başladım. Ancak baktım ki markalı olan eşyalarımı daha özenli diziyor, daha ucuza aldıklarımı ise göz kararı bir şekilde katlayıp atıyordum. Birden durdum, ne yapıyordum ben? Düpedüz ayrımcılık yapıyordum. İki elbisenin de özü, pamuktan ibaretti. Belki ikisi de aynı tarlada yetişmişti.Aynı suyu içmiş, aynı güneşle yanmış, aynı rüzgarla savrulmuştu. Peki ne oldu sonra? Ne oldu da ben bu 2 pamuk tanesinden birini özenle katlarken diğerini fırlatıp attım… Utandım kendimden! Pamuk tanelerine karşı saygısızlık yapmış gibi hissettim. Sonra düşündüm. O fırlattıp attığım t-shirtümdeki pamuk tanesinin tek suçu, onu daha az popüler olan bir markanın toplamış olmasıydı. Hatta suçu bile değil. Şansızlığı diyelim. Peki özenle katladığım pamuğa ne demeli… Onun şansı ise marka değeri yüksek bir firmanın toplaması olmuştu. İki t-shirt de kaliteliydi. İkisinin de görevi beni soğuktan korumaktı ve ikisi de bunu eksiksiz yapıyordu. Benim ayrımcılığım ise marka denilen sahte bir kimliğin pamukların üzerine giydirilmesinden kaynaklanıyordu. Tüm olan bitenin nedeni bir marka diğer markaya göre daha fazla reklam yapıyordu. Özünde aynı olan bu 2 t-shirtü, daha fazla reklam yaptı diye birini diğerinden üstün tutmuştum. Birine, diğerinden daha fazla para vermiştim. Birini güzelce katlayıp dürmüş. Diğerini rastgele katlayıp atmıştım.
Özür dilerim pamuklar!
Affedin beni!

Peki insanlara yaptığımız ayrımcılığın suçu neydi?
Biri siyah doğdu, diğeri beyaz.
Biri sağlıklı, diğeri sağlıksız.
Biri erkek, diğeri kız.
Biri zengin, diğeri fakir.
Özünde hepsi insan değil mi?

Diğer Yazılar

1 yorum

Safa 27 Temmuz 2019 - 21:53

Demiri demirle dövdüler; biri sıcak biri soğuktu.
İnsanı insanla kırdılar; biri aç biri toktu.

Reply

Bir Yorum Yazın