Yarım Kalmış Hikayeler

tarafından Ceyhun Özdemir

Yarım kalmak ve hiç tamamlanmamak üzerine bir doğamız var. Ne kadar ilerlersek ilerleyelim bir yanımız hep eksik olacak. Son nefese yakın bir anda sanırım bir pişmanlık hali yaşayacağız. Ancak asıl mesele son nefese varmadan bazı şeylerin farkına varmak. Ne mi o? Yarım kalmış hikayeler.

Hani bazıları “hayatımı yazsam roman olur” der. Bu söz benim kulağıma hep ukalaca gelmiştir. Çünkü herkesin hayatının bir roman olduğunu savunuyorum. “Ben çok şeyler yaşadım” diye başkaların hayatını kitap olamayacak kadar anlamsız bulmak kibirli bir tavır. Hepimiz yaşarken kendi kitabımızı yaşıyoruz. Hepimizin kitabı çok özel. Birde yazdığımız bu kitabın bölümleri var. Bu bölümleri hikayeler olarak düşlüyorum ve bu hikayeler hayatlarımızın belli dönemlerini anlatıyor.

Mutlu sonla biten hikayeler de yazdık, mutsuz biten de. Peki geçmişe dönüp baktığımız zaman mutsuz biten hikayelerden çok, yarım kalmış hikayeler bizi yormuyor mu? Hani şu; yazmaya başlayıp bir türlü bitiremediğimiz hikayeler, yüzleşmekten korkup kaçtığımız hikayeler, sonunu görüp sonlanmasını istemediğimiz hikayeler. Şahsen ben kendi hayatımda bunu gördüm. Hayatımda kötü son ile biten hikayeleri tekrar hatırladığımda hoş bir şekilde gülümseyebiliyorum. Çünkü kötü diye bir şey olmadığını anladım. O kötü sandığım hikayeler beni diğer iyi hikayelere hazırlayan bir aracıymış. Ancak birkaç tane yarım bıraktığım bazı hikayelerim var. Sonunu tahmin edip korkup kaçtığım, risk almaktan korktuğum ve belki de yarım bırakmaya mecbur kaldığım hikayeler. İşte onları düşününce çok daha farklı hissediyorum. Sanki yarım bıraktığım hikayeleri mutsuz bir şekilde bitse bile akıp gitmesine engel olmamalıymışım gibi. Bir şekilde bitmeliydi o hikayeler ama benim kaçarak gittiğim şekilde değil. Ayrıca şunu gördüm ki yarım bıraktığım hikayelerde ben aslında duygularımı bastırmışım. Sonunun kötü olacağını tahmin ettiğim için kalbimi susturup aklım ile kararlar alıp çekip gitmişim. Ancak kalbimin bir parçası orda kalmış. Aklım ilerlemiş. Şimdi ise geri dönüp toparlayamamışım.

Yaşayın dostlar, yaşayın. Olumlu bir duygu sizi kuvvetle çekiyorsa onu yaşayın. Baskılamak yerine yüzleşin. Akıl her şeyi çözmüyor. Akıl dediğiniz şey öyle çok güvenilecek bir şey de değil. Hikayenin sonunda düşeceğimizi bilsek bile o güzel duyguları akışına bırakmak gerekiyor. Bastırılmış olumlu duygular, sonraları dönüşerek farklı bir duygu olarak tekrar karşınıza çıkıyor. Ancak bu sefer olumsuz olarak. Bir hikayeyi yarım bırakmaktansa kötü bir şekilde bitmesi iyidir. Çünkü romanımız böyle tamamlanıyor. Eğer tamamlanmıyorsa yarım kalan hikayeler hep bir köşede yaşayacak ve onlara özlem duyacağız. Geri dönüp tamamlayamıyorsak o romanın bir kısmı eksik kalacak.

Kim bilir belki yarım kalan hikayeler, yarım kalmasıyla tamamlanıyordur. Belki de sıfırdan bir roman yazmak yerine, önceden yazılmış bir romanı okuyoruzdur. Her şey ihtimal dahilinde. Ancak biz yine de duygularımızı bastırmayıp hikayelerimizi yarım bırakmamaya çalışalım.

Diğer Yazılar

6 yorumlar

Defne 25 Mart 2020 - 18:58

Efsne olmuş elinize sağlık. Okurken insanı nisanda yağan bir yağmur gibi sessizce ağlaması geliyor.

Reply
enes demir 5 Nisan 2020 - 11:17

Güzel olmuş Eline Sağlık

Reply
Melhuzat 11 Mayıs 2020 - 18:48

Üstad, döktürmüşsün yine. Kalemine sağlık.

Reply
Çıplak Yazar 12 Haziran 2020 - 16:34

Yaşadığın duyguları çok güzel betimlemişsin. Böyle samimi yazılara çok nadir denk geliyorum artık.

Reply
Talha Tokmak 5 Temmuz 2020 - 00:07

İnsan en çok da yarım kalmış hikayelerinin sonunu merak ediyor. Keşke sonunu görmeden bırakıp gitmemeyi seçebilecek cesareti gösterebilsek.

Reply
Esra kılıç 22 Kasım 2020 - 08:09

Önceden hayatımızın ilk yarısını kötü yaşamışsak diğer yarısını mutlu gecirecegimizi sanardım.Şimdi anladım ki her anımızda iniş ve çıkışları, hüzün ve mutluluğu tadıyormuşuz.Karakterimiz,cesaretiniz,özgürlüğümüz bizi biz yapanların oluşması yaşantı sonucumuz ve sonucuna katlanan yine biz.Sanki bir makine çevir yaşa çevir oyna…

Reply

Bir Yorum Yazın